Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124
Physical Address
304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

Modern Avrupa tarihi, tek bir icatla hem büyük bir ideali hem de büyük bir felaketi aynı anda gördü: Giyotinin icadı. Fransız Devrimi’nin kanlı ve kaotik günlerinde ortaya çıktı. Bu mekanizma, sadece idam yöntemlerini değil; adalet, eşitlik ve vicdan gibi temel kavramları da kökten değiştirdi.
Peki, bu ürkütücü ölüm makinesi nasıl oldu da bir doktorun elinden, “daha insancıl bir ölüm” vaadiyle çıktı?

18. yüzyıl Fransa’sını hayal edin. İdamlar bile sınıf ayrımcılığının en vahşi kanıtıydı. Eğer bir soyluysanız, kılıçla hızlı ve “onurlu” bir ölüm hakkınız vardı. Ancak halktan biriyseniz? Yavaş asılmalar, yakılmalar veya işkence içeren çok daha acılı yöntemlere mahkumdunuz.
İşte bu çarpık adalet sistemine karşı, Dr. Joseph-Ignace Guillotin 1789’da Ulusal Meclis’e çıktı. Bu adamın kan dökülsün gibi bir isteği yoktu! Onun fikri basitti: Ölüm cezası eşit olmalıydı. Herkes için tek bir yöntem gerekiyordu: Anlık ve acısız bir kopuş. Giyotinin icadı, bir eşitlik anayasası yazmak isteyen bir doktorun idealizmiyle doğdu.

Giyotinle ilgili en büyük yanılgı, Dr. Guillotin’in mucit olmasıdır. Bu, sadece halkın cihazla adını özdeşleştirmesinden doğan trajikomik bir durumdur. Guillotin, ömrü boyunca bu aletten nefret etti. Ayrıca icat ettiği efsanesinin ailesine yaşattığı utancı taşıdı.
Cihazın asıl beyni, Fransız Cerrahlar Akademisi’nin sekreteri Dr. Antoine Louis idi. Louis, Guillotin’in önerisini aldı ve onu teknik bir çizime döktü. Bıçağın eğimi, ağırlığı ve düşme hızı gibi her mekanik detay, bir cerrah titizliğiyle belirlendi.
Bu yüzden cihaz, ilk yıllarında mucidinin adıyla, “Louisette” veya “Louison” olarak anılıyordu. “Giyotin” adının yaygınlaşması ise tamamen bir gazeteci takma adının sonucu olarak sonradan yayıldı.
Louis’in çizimlerini hayata geçiren kişi ise akla gelmeyecek bir isimdi: Tobias Schmidt, bir Alman klavsen ustası. Müzikal aletlerin hassas mekaniğini bilen Schmidt, bu ölüm makinesinin kısa sürede kusursuz çalışmasını sağladı. 25 Nisan 1792’de Nicolas-Jacques Pelletier’in idamıyla ilk kez resmileşti.
Peki, giyotini diğer yöntemlerden “daha insancıl” yapan teknik sır neydi?
Dr. Louis, mekanik kesinliğe güvendi. Bıçak, yaklaşık 2,5 metrelik bir yükseklikten serbest bırakılırdı. 40 ila 60 kg ağırlığıyla boyuna çarptığı anda saniyede 7 metreye varan bir hıza ulaşırdı. Bu inanılmaz hız, kesimin hızlı bir sürede tamamlanmasını garantiliyordu. Böylece beynin acıyı kaydetmesine fırsat kalmıyordu.
Bu, sadece bir infaz değil, bir mühendislik harikasıydı. Amaç, mahkumun acısını değil, halkın infaz izlerken duyduğu acıma duygusunu ortadan kaldırmaktı.

Giyotin, Devrim’in en güçlü sembolü oldu. Kral XVI. Louis’den Kraliçe Marie Antoinette’e, hatta Terör Dönemi’nin mimarı Maximilien Robespierre’e kadar binlerce insan, o “eşit” bıçakla tanıştı. Giyotin, devlet otoritesini mekanikleştirdi. İnfazı bir tiyatro olmaktan çıkarıp bir seri üretim sürecine dönüştürdü.
Metni hazırlayan Dr. Guillotin’in kendi icadıyla öldüğü iddiası, bu trajik hikayenin en acımasız ve yanlış efsanesidir. Guillotin, 1814’te doğal sebeplerle hayatını kaybetti.
Peki, bu ikonik makine ne zaman emekli oldu? Fransa, giyotini inanılmaz bir süre kullandı. Halka açık son infaz 1939’da yapılsa da, giyotin en son 10 Eylül 1977 tarihinde kullanıldı. Yalnızca dört yıl sonra, 1981 yılında Fransa’da idam cezasının tamamen kaldırılmasıyla, giyotinin icadı ile başlayan dehşet dönemi nihayet sona erdi.
Giyotinin icadı, insanlığın en büyük paradokslarından biridir. En insancıl niyetlerle icat edilen bu makine, tarih boyunca en büyük dehşet ve baskı simgelerinden biri haline geldi. O sadece bir kesici alet değildi; adaletin eşit, hızlı ve duygusuz olması gerektiği inancının soğuk, mekanik bir yansımasıydı. Sizce teknolojik ilerleme, adaleti daha iyi mi hale getirdi, yoksa onu sadece daha hızlı ve daha etkisiz bir hale mi getirdi?
Okumatan keyif aldıysanız sizi “Virüsler; En Küçük Manipülatörler ve Bilim Kurgu” yazımıza bekleriz …